MevzuHaber.com

Barış Pınarı Harekatı ve Trump

Barış Pınarı Harekatı ve Trump
973 okunma
09 Ekim 2019 - 21:08

ABD Başkanı Trump, üst düzey askeri yetkililerle Beyaz Saray’da yaptığı görüşmeden önce gazetecilere Suriye kararına ilişkin açıklamalarda bulundu. Ardından basın mensupları ile ikinci kez bir araya gelerek açıklamalar yaptı. Ve son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda görüştüğü haberi medyaya yansıdı.

Birbirinden farklı detaylarla sarılı her bir açıklamanın ardından ‘Barış Pınarı Harekatı‘ 09.10.2019 gecesi hazırlıklarını tamamlayarak başlatıldı.

Öncelikle Donald Trump ne dedi? Ne demek istedi? Akıllara takılan soruları sıralayalım.

1 – ABD Başkanı Trup yaptığı son açıklamada ‘ Kürtleri Koruyabilecek misiniz, Güvenliklerini Sağlayabilecek misiniz? ’ sorusuna deneyeceğiz diyerek cevap verdi ve ekledi ‘ Kürtler Türklerin Doğal Düşmanıdır, uzun yıllar savaş halindeler’.

Bu cevap dahi ABD Başkanının sözde dost ve müttefik olduğunu iddia ettiği Türk Devlet ve milletine karşı samimiyet eksikliğini, ayrıca yapıcı uzlaşmacı gayretler gösteren Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın çabalarının algılanamadığının göstergesi denebilir.

Kürt halkı, Türk halkı arasında bir savaş, çatışma olmamıştır, aksine dayanışma ve birlik söz konusudur, fakat kast edilen kendisini Kürt gibi göstererek nifak sokma hayaliyle yıllardır tutuşan, çabalayan ve mazlum insanların acılar çekmesine sebep olanlar ve yakın zamanda para verdik, teçhizat verdik bizim yanımızda savaştılar şeklinde açıklananlar ise o ayrı bir konu. Kaldı ki karşılıksız yapıldığı iddia edilen bahse konu işlerin ise karşılığı petrol hareketlerinde görülebiliyor.

2 – ‘ Rahip Brunson konusunu hatırlıyor musunuz diyerek başlanılan cümle ‘ Ekonomik Yaptırımlar ve Başka Şeyler de Oldu ’şeklinde bitiyor. Oysa ki Sayın Trump daha önceki açıklamalarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ ı aradım, bizzat kefil oldum ve rica ettim, Para teklif edilerek ya da tehdit edilerek olacak işler değil bu konular diyerek selefi olan ABD Başkanını eleştirmişti.

3 – ‘ İnsancıl değerlerin dışına çıkılmaması ‘ uyarısında bulunuluyor ısrarla. Irak, Afganistan gibi birçok yaşanmışlıkları hatırlatmakta fayda var. Örneğin Afganistan da Savaş sonrası görevlendirilen BM askerleri içerisinde görevli Türk askerleri halk tarafından ayrı, özel bir yakınlık ve sevgi ile muamele görmüş ve omzunda Türk Bayrağı olan askerlerimiz burnu dahi kanamadan ülkeye dönmüştü.

Arap Baharı ile geçmişte Türkiye’den istenen ve bir şekilde ilgililerin ikna edilmesi ile eğitim verilen, teçhizatlandırılan ve sınırlarımızdan geçmesine izin verilen sözde müttefiklerin bugün Türkiye’ye ve onları var eden güçlere karşı saldırganlaşmış olması gerçeği ortada. Hal böyle olunca Türkiye’ nin kendi güvenliğini, toprak bütünlüğünü sağlaması amacıyla düzenlediği operasyonda uyarıcı, sınırlayıcı olmak kimin haddine?

Suriye kararına ilişkin olarak Trump, “İnsanlarımızı evlerimize geri getirmeliyiz. Orada savaşmıyoruz, polislik yapıyoruz.” İfadesiyle başarısızlığı ilan etmiş ve çözümün Türkiye’nin elinde olduğunu kabul etmiş olmuyor mu?

Trump ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, “Erdoğan’a, (Suriye’de) herkese saygıyla davranacağını umduğumu söyledim.” sözü ile arkalarında bıraktıklarını itiraf etmiş olmuyor mu?

Trump, ABD’nin Suriye’deki DEAŞ’lıları ve bu kişilerin ailelerini uzun süre ellerinde tutamayacaklarını, ancak aynı zamanda, Avrupa ülkelerine güvenmeliyiz. DEAŞ savaşçılarına göz kulak olmaları için İran, Irak, Türkiye, Suriye, Rusya ve diğer bazı ülkelere güvenmeliyiz.” açıklamasında yine bir çaresizlik haykırışı yok mu?

ABD Silahlı Kuvvetleri, bu operasyonu desteklemeyecek ya da bu operasyona dahil olmayacak.” açıklamasında bölgeden askerlerini çeken taraf olarak ‘Olay Bizi Aştı’ demiş olunmuyor mu?

Trump yaptığı Twitter paylaşımında, “ sonu gelmez savaşlardan uzaklaşmamızın ve askerlerimizi eve geri getirmenin artık zamanı.” İfadesiyle aslında her şey ortada iken ‘ Başka Şeylerde de Oldu, Ekonominiz Zarar Görür’ sözleri ile tehdit etmek ya da kafa karıştırmaya çalışmak anlamsız, nafile bir çaba değil mi ?

Yedi düvele karşı cenk etmiş, Kurtuluş Savaşı vermiş bir ecdadın torunları, tanklara, roketlere ataları gibi yalınayak dikilmiş, ‘Gözümün Gördüğünden Korkmam’ diyen, besmeleyle yola çıkan bir millet ne gaza gelir nede tehditten çekinir.

Evet, hatalarımız, yanlışlarımız ya da suistimal edilmişliklerimiz olabilir. Ancak hainliğimiz de yoktur, hainliği kabul edecek karakterimizde yoktur.

Yurtta Sulh, Cihanda Sulh edebiyle donatılı olarak elbette savaşa, kan dökülmesine karşıyız, ancak savaşmayı bilmiyor da değiliz.

Türkiye’ nin en varlıklı,, siyaseten en güçlü, en sosyetik diye tabir edilecek isimlerin bir kuşak önce ailelerine baktığınızda, çorapları delik, başları yemenili, elleri nasırlı fakat üretken, onurlu dik insanlar olduğu görülür.

Yani dünyada birçok ülkeye uygulanmasına rağmen fayda etmemiş ambargolardan, ekonomik sefaletten korkutarak tehdit yanlı bir tebessüme sebep olmaktan öteye geçmez.

Ezcümle; Büyük ve tarihi sorumluluk olarak alınan karar gereği başlanılan ‘ Barış Pınarı Harekâtında ‘ bir vatan evladının dahi burnu kanamadan, ana – baba ocağına, eşlerinin, çocuklarının yanlarına, vatan toprağına dönmesi, muvaffakıyetleri ile karşılanmaları duası ile ‘ Bismillah ‘…

KÖŞE YAZARLARI


izmir escort
kartal escort