MevzuHaber.com | Haber – Haberler – Son Dakika Haberleri

Kadim Şehir Amasya

Kadim Şehir Amasya
avatar
Erdoğan Gümüş( erdogangumus1@gmail.com )
1.377 okunma
06 Eylül 2019 - 22:03

Kaç şehir vardır içinden nehir akan? Kaç nehir vardır içinden geçtiği şehri omuzlayan? Anadolu’nun kadim şehirlerinden, şehzadeler şehri Amasya, bu şanslı illerimizden birisi. Amasya’yı yakından tanıma fırsatı yakalayınca, insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: “ Bu denli tarih, kültür ve sanat yönüyle zengin bir şehrin içinden geçen nehir mi şanslı yoksa şehir mi? Bence her ikisi de… Amasya, belki de Ferhat ile Şirin’in birbirlerine kavuşamamalarının tesellisini, Yeşilırmak’ın şehirle bütünleşmesinde buluyor. Şehir nehre, nehir şehre hayat veriyor adeta… Amasya’nın içinden nazlı bir gelin gibi boydan boya süzülen Yeşilırmak’ın kenarında sıralanan cumbalı evler bu efsaneye şahitlik edercesine gülümsüyor.

Efsane bu ya;
Ferhat meşhur bir nakkaştır. Sultan Mehmene Banu’nun, kız kardeşi Şirin için yaptırdığı köşkün süslemelerini yaparken, Şirin’i görür ve birbirlerine sevdalanırlar. Ferhat, sultana haber salarak Şirin’i istetir. Sultan kız kardeşini vermek istemez. Ferhat’ı oyalamak için Elma Dağı’nı delip şehre su getirmesini şart koşar. Mehmene Banu, dağı delip suyun taşınmasını tamamlamak üzere olan Ferhat’ın yanına dadısını göndererek Şirin’in öldüğü haberini ulaştırır. Ferhat bu acı haber üzerine elinde tuttuğu külüngü havaya atar. Düşen külünk Ferhat’ın başına isabet eder ve Ferhat ölür. Ferhat’ın acı haberini alan Şirin, korku ve heyecanla olayın geçtiği kayalığa gelir. Bu acıya dayanamaz ve kayalıklardan yuvarlanarak, orada can verir. Her iki sevgiliyi can verdikleri kayalıklarda yan yana gömerler. Derler ki; her bahar iki mezar üzerinde, biri kırmızı biri beyaz iki gül bitermiş. Bu iki gül tam birbirine kavuşmak üzereyken mezarların ortasından bir karaçalı çıkar, iki gülün kavuşmalarını engellermiş.
Onlar birbirlerine kavuşmasa da, üniversite arkadaşlarımla her yıl düzenli olarak buluşmamızın bu seneki durağı Amasya olunca, geç gelen bahara inat, içimizdeki erken açan bahar duygusuyla koşmuş ve biz kavuşmuştuk Amasya’da…

amasya

amasya

Tarihinde Pontus Krallığı’nın başkenti de olan Amasya, sadece bu ölümsüz aşka mekân olmamıştır elbette. Osmanlı döneminde birçok Osmanlı şehzadesinin yetiştirildiği bir okul kimliğini taşımıştır. Bu nedenledir ki, 1861 yılında Amasya’ya yolu düşen Fransız seyyah G. Perrot, eğitim açısından zenginliğine hayran kaldığı bu şehri “Anadolu’nun Oxford’u” şeklinde tarif etmiştir. Eğitime bu kadar yüksek seviyede önem verilen şehirde, pozitif bilimlerin her alanında ilerleme kaydedilmiş; Anadolu’da müzikle tedavi yapılan ilk hastane Darüşşifa (Bimarhane) Amasya’da kurulmuştur. Bugün söz konusu Bimarhane, Fatih Sultan Mehmet döneminin en ünlü hekim ve cerrahı olan ve ilk Türkçe cerrahi kitabını yazan Sabuncuoğlu Şerefeddin’in adına Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi olarak hizmet vermektedir.

Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımlarının atıldığı şehirlerden biri olan bu kadim şehri gelin başka yönleriyle de gezelim, görelim ve tanıyalım.
Öncelikle belirtmek isterim ki ilk gezilmesi gereken yerlerden biri, “Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” denilerek Amasya Tamimi’nin kaleme alındığı, günümüzde aslına uygun olarak Yeşilırmak’ın kenarında yapılan Saraydüzü Kışla Binası Milli Mücadele Müzesi’dir elbette.
“Hey oğul sen ki genç yaşında başını vatan ve millet uğruna feda etmişsin. Koy benim bu ihtiyar kelle de senin uğruna feda olsun.” diyerek Atatürk ve silah arkadaşlarına en büyük desteği vermiş Kurtuluş Mücadelesi kahramanlarından Sultan Bayezid Camiisi vaizi Abdurrahman Kâmil Efendinin de aralarında olduğu bal mumu heykellerinin, Cumhuriyet dönemine ait eserlerin ve belgelerin sergilendiği bu müzeyi dolaşanlar yakın tarihimize yolculuk yaparken bambaşka duygulara kapılıyor.

Amasya denilince sanırım bugün birçok insanın zihninde canlanan misket elmasıdır. Oysa bu güzide şehrimiz bambaşka özellikleriyle de öne çıkıyor. Şehir, dik kayalıklarla çevrili dar bir vadide yer alıyor. Ortasından boylu boyunca uzanan Yeşilırmak ve kenarında panoramik görüntüsüyle Osmanlı mimari örnekleri olan Yalıboyu Evleri… Amasya’nın tarihi kimliğine uyumlu bir görünüm oluşturan bu evler, tarihi sur duvarları üzerinde, ahşap çatkı arası, kerpiç dolgulu olarak inşa edilmiş, bu özellikleriyle geleneksel bir karakter taşıyor.
Adı gibi koyu yeşilimsi bir renkte akan Yeşilırmak ve üzerinde belli aralıklarla yer alan köprüleri, nehir kenarında bitişik nizamda yapılmış tarihi evlerle bütünleşmiş muhteşem manzara, kartpostallık bir görüntü oluşturuyor. Gece olunca şehre hâkim kalenin yanı sıra Kralkaya mezarları ve Yalıboyu Evleri’nin rengarenk ışıklandırmasıyla bambaşka bir manzaraya bürünen şehir, artık fotoğraf tutkunlarının da her mevsim vazgeçilmez adreslerinden biri…

amasya2

amasya2

Amasya’ya yolu düşenler bilirler. Özellikle batı tarafından şehre giriş yapanları, Elma Dağı’nın tepesinde Ferhat ile Şirin’in heykelleri karşılar… Dağın eteğinde âşıkların sembolik mezarları ve yanı başında Ferhat ile Şirin Aşıklar Müzesi’nde Kerem ile Aslı’dan, Romeo Jülyet’e bir dizi efsanelere konu aşk hikâyelerini okuyunca hüzün kaplar içinizi.
Bu hüzün dakikalarını arkanızda bırakıp Amasya’nın manevi havasını teneffüs etmek isterseniz, rotanızı Sultan II. Bayezid Külliyesi’ne çevirin derim. II. Bayezid’in oğlu Amasya Valisi Şehzade Ahmet tarafından 1481-1485 tarihleri arasında cami, medrese, imaret ve şadırvandan ibaret yaptırılan külliyede yer alan caminin ihtişamlı taç kapısı, kitabesi, silmeleri ve zengin sarkıtları, Osmanlı mimarisinin en zarif ve özenli örnekleri olarak karşılar sizi.

Antik Çağ yazarı Strabon’a göre Mitridat Krallığı zamanında Harşena Dağı’nın güney eteklerinde krallar adına yapılmış Kralkaya mezarları, şehre hakim konumlarıyla dikkat çeker. Vadi boyunca sıralanan irili ufaklı 23 kaya mezarı bulunduğundan bölge; “Krallar Vadisi” olarak da adlandırılıyor. Bu kaya mezarlarına çıkıp fotoğraf karelerinde ölümsüzleştirmek, ziyaretçiler için vazgeçilmez bir tutkuya dönüşmüş son zamanlarda.

amasya3

amasya3

İlk olarak Helenistik dönemde yapılan kenti kuş bakışı gören Amasya (Harşena) Kalesi, Roma, Bizans ve Selçuklular zamanında tamir görmüş. Kale içinde sarnıçlar, su depoları, Osmanlı döneminden kalan hamam kalıntıları, M.Ö. III. yüzyıla ait merdivenli yer altı yolu, zindanlar ve Sultan Bayezit tarafından yaptırılan hapishane görülmeye değer diğer yerler…
Amasya Arkeoloji Müzesi Kalkolitik Çağ’dan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar çeşitli medeniyetlerin eserlerinin sergilendiği bir müze olmakla birlikte, İlhanlılar döneminde nazırlık ve emirlik yapmış şahsiyetlere ve onların yakınlarına ait mumyalar en dikkat çekici eserler arasında yer alıyor.

Saymakla da gezmekle de bitmiyor elbette Amasya’nın tarihi ve turistik yerleri… Gitmek, gezmek, görmek en iyisi. O hâlde ne duruyorsunuz. Kalın sağlıcakla…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

www.mevzuhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı MevzuHaber.com’a aittir.
İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2019 - Tüm hakları saklıdır.