MevzuHaber.com

Kıvrıkoğlu ile Başbaşa

DİN İRTİCAYA KARŞIDIR
İRTİCA; Sözlük anlamı itibariyle “geri dönüş, yeniliklere karşı olma, değer vermeme” anlamındadır. İslami manada ise; “dinden sapma, cahiliye, şirk” anlamına gelmektedir. Ülkemiz sosyal kabulünde de “irtica”, yabancı kökenli bu kelime, dinin özünden kopmak ve dini esas ilkelerine aykırı olarak yorumlanmaktadır.

Kıvrıkoğlu ile Başbaşa
avatar
Mevzu Haber( info@mevzuhaber.com )
5.756 okunma
31 Temmuz 2019 - 17:02

Ömrünü “vatan ve millet”e adamış, hizmet ile geçirmiş E. Genelkurmay Başkanımız Sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu paşamızı makamında ziyaret ettim. Sıcak sohbetinden ve kabulünden sevinç duydum. Neler mi konuştuk…
Tamamen özel bir ziyaretti. Fakat gerek ülkemizin içinde bulunduğu dönem, gerek dünyada ki değişim ve hareketliliğin etkisiyle, yakın tarihte emekli subaylar derneği ( TESUD ) tarafından yapılan söyleşinin ulusal basında yer alması sebebiyle, milli hassasiyetlerimiz uzun süren sohbetimizi çok geniş bir sahaya taşıdı.
Dile kolay yarım yüzyılı aşkın süre giyilen üniforma, yurt içinde ve dışında son derece hassas görevlerde yer alma ve tüm bu sürede adli, idari boyutunun ötesinde sözlü olarak dahi uyarı, ceza, yaptırım almamış hassas bir irade.
Tabi ki devlet ve millet için önem arz eden birçok konuyu konuşma fırsatımız oldu. Özetle bahsetmek gerekirse; sohbetimiz cumhuriyet öncesi yani yakın Osmanlı tarihinden başladı. Cumhuriyet ile devam etti. Sayın Kıvrıkoğlu’nun öğrenim süresi ile başlayan devlet hizmeti boyunca yaşanan önemli olaylar ve olgusal değerlendirmelerden, günümüze ve hatta geleceğe dair birçok konuyu engin tecrübe ve bakış açısına sahip bir devlet, millet sevdalısından dinleme şansım oldu. Yıllar sonra söyleşi yapılan ilk basın kuruluşu ve haber sitesi olmanın ayrıcalığı ile haberimizin ilk bölümü sizlerle.

Osmanlı döneminde “marifete talip olanlar, servete talip olmaz’’ prensibi hakimdi. Bizde bu prensibi dikkate alarak, sohbetimizi Sayın Kıvrıkoğlu’nun ağzından aktararak başlayalım.

DİN İRTİCAYA KARŞIDIR
İRTİCA; Sözlük anlamı itibariyle “geri dönüş, yeniliklere karşı olma, değer vermeme
” anlamındadır. İslami manada ise; “dinden sapma, cahiliye, şirk” anlamına gelmektedir. Ülkemiz sosyal kabulünde de “irtica”, yabancı kökenli bu kelime, dinin özünden kopmak ve dini esas ilkelerine aykırı olarak yorumlanmaktadır. Dini hassasiyeti olan kimselerin, bilerek veya bilmeyerek manevi kurallarından uzaklaşması, dinin özünü bir tarafa bırakması ya da bunun organize bir şekilde yaptırılmasıdır. Sonuç olarak irtica dinden geriye dönüş ve haktan ayrılmadır. Din, irticaya karşıdır. Esas itibarıyla irticanın göz önünde bulundurulması gereken yönü, bu sosyal boyutudur. Bilgi, doğru bilgi sayesinde doğru fikir sahibi olabilme gerçekliğidir. Her anlamda ve alanda bilgiye, eğitime son derece önem veririm. Örneğin subayların yüksek lisans yapabilmesinin önünü açmak ve bunu teşvik etmek göreve geldiğimde yaptığım ilk işlerdendir.

Milli mücadele sonrası en büyük sorunlardan biri maalesef manevi hassasiyetleri sebebiyle dini değerlerine bağlı halkın kimi medrese ve sözde din hocaları ile ayaklandırılmaya, milletin ve devletin bölünmesi çalışılmasına engel olma gayreti olmuştur.

EĞİTİMİN ÖNEMİ

Ülkelerin silahlı kuvvetler yapısı ne kadar disiplinli, ne kadar düzenli olur ise o kadar güçlü olur. Bizim kültürel ve karakteristik yapımızda asker arkadaşlığı diye yaşanılarak anlaşılabilecek bir özellik var. Uzun yıllar görüşülmese dahi asker arkadaşının yeri her zaman ayrı bir yer tutar gönüllerde. Bu askeri personel içinde geçerli bir durumdur. Geçmişte askeri okullar ilköğretim ardından başlamaktaydı. Daha sonra lise ve harp okulu ile sürdürüldü. Bunun önemi şudur: Takribi 13-14 yaşlarında başlayan bir eğitim, birliktelik, terbiye ve disiplin. Küçük yaşlarda başlayan dostluk ve bağlar görev süresi boyunca başarılı olmanın nedenlerindendir. Bugün bu yapının bozulması yanlıştır, yakın ve orta vade de ciddi eksikliklere sebep olacaktır diye düşünmekteyim.

ÇÖZÜM ODAKLI MİLLİ BAKIŞ

Askeri terbiye ve eğitimin öncelikli edinimi akılcı, üretken, çözüm odaklı düşünmek ve davranmak, diplomasi bilmektir. Örneğin zamanında bir modernizasyon için başvurduğumuz Almanya bu talebimize olumsuz cevap verdi. Almanya’nın ilgili temsilcisini davet ederek, tersanelerinin çeşitli sorunlar yaşaması, kapanma aşamasına geldiğini gördüğümüzü ve bildiğimizi, bu sebeple ihtiyacımız olan firkateynleri sipariş verdiğimizi, yani sorunlarına duyarlı ve çözüme de destek olduğumuzu belirttim. Fakat bizim hassasiyetlerimize ve tarihi bağlarımıza karşın, modernizasyon talebimize olumsuz cevap vererek, Yunanistan’ ın aynı dönemde aynı talebini yerine getirmelerine yanıtsız kalmayacağımızı ilgililere iletmesini istedim. Biz o işi aynı dönemde başka bir ülke ile çözdük.

Yine bir gün birlikte bir askeri teçhizattaki yapısal, üretimsel eksikliği bir personelim giderebileceğini ifade etti. Kendisine “neden gidermiyorsun?” diye sordum. Bana “emir ve müsaadelerinizi bekliyorum” dedi. Orada hemen gerekli izni ve emri verdim. Çalışma süresinde ihtiyaç duyulan bazı parçalar için Güney Kore ile temas kuruldu ve anlaşma sağlandı. Bunun üzerine bazı ülkeler bu anlaşmanın bozulması, gerekli teslimatın yapılmaması için Güney Kore’ ye baskı uygulamaya çalıştı. Gerek Güney Kore’nin dik duruşu ve gerekse bizim diplomatik hamlelerimiz ile biz gerekli çalışmayı tamamladık. Hatta giderilen eksiklik için birçok ülke bizi örnek aldı. Yani her zaman önceliğimiz ülkemiz, devletimiz ve milletimiz oldu. Hiçbir ülkenin ne tarafı nede hasmı olmadık, askeri ciddiyetimiz ve duruşumuz, diplomatik temaslarımız ile hizmet etmeye gayret ettik.

LİDERLİK SORUMLULUKTUR, GENİŞ AÇIDAN BAKABİLMEKTİR

Genelkurmay Başkanı olmamla birlikte yayımladığım ilk emrim personellerin özel sorun ve sıkıntılarına karşı duyarlı olunması, giderilmesi için de müdahil ve gayretli olunmasıydı. Örneğin; yurt dışına atanacak bir askeri ataşenin, sağlık sorunu olan evladının tedavisinin kesintiye uğramaması, hatta daha iyi tedavi edilebilmesi için atamasının bu hassasiyetle de yapılmasını sağlamak. İnsana yapılan hizmet hem manevi olarak hem de milli değerler anlamında çok daha fazla kazanımlarla sonuçlanır. Sorunlarına hassas ve çare olmaya gayret edildiğini gören birey daha fazla motivasyonla, daha fazla gayretle devletine ve milletine hizmet eder.

Sayın Emekli Genelkurmay Başkanı, Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile olan söyleşimizin ikinci bölümünde bugün Akdeniz’ de yaşananları ‘ AKDENİZ’DE YAŞANANLAR İLK DEĞİL’ başlığı altında, gündemi uzun süre meşgul eden ve etkilerinin ne olacağı hakkında farklı yorumlar bulunan, faydalı olup, olmayacağı hakkında akıllarda sorular bulunan S 400 konusunu ‘ S400 başlığı altında’ sınır ötesinde ülkemizi ve milletimizi etkileyen, sıcak olayların yaşandığı konuların nedenlerinin geçmişte saklı olması gerçeği ile ‘ YARIM KALAN ŞEYLERİ TAMAMLAMA GAYRETİ’ başlığı altında, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında sık sık dile getirdiği konulardan olan yerlilik ve millilik kavramı üzerine ‘ YERLİ VE MİLLİ OLMANIN ANLAMI’ başlığı altında yapılan değerlendirmeleri sizlere sunacağız.
Sayın Kıvrıkoğlu’nun bizzat kendi ağzından dinlediğimiz bilgiye ve tecrübeye dayalı söyleşimiz ile kamuoyunu doğru bilgilendirmek, afaki söz ve isnatlardan ilgililere ait olmayan beyanlardan kaynaklı bilgi kirliliğinin önüne geçmek olan prensibimiz ve sorumluluk anlayışımız ile mevzu haber diyoruz.

Fatih ÖZBEN
Genel Yayın Yönetmeni

 

Yazımızın 2. Bölümü KIVRIKOĞLU İLE BAŞBAŞA GÜNDEM

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

www.mevzuhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı MevzuHaber.com’a aittir.
İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2019 - Tüm hakları saklıdır.